divExpoturkishBanner

Ekonomik krizin düşüşe geçtiğini düşünüyor musunuz?


 
Kariyer

Fikri mülki haklar nasıl korunacak?
29.12.2008

Geçen hafta kriz sonrası yükselecek değerler konusunda bir tahminde bulunmuştum. Bu hafta da tahminlerime devam etmek istiyorum. Pazar günkü gazetelerde ‘Korsanlar Partisi’ni okumuşsunuzdur. Bilginin bedava ve özgür paylaşılmasını isteyen hareketin İsveç’te parti kurma ve yüzde 21 destek alarak güçlenmelerini anlatıyordu. Bu parti, bilgi çağında bilginin ücret karşılığında paylaşılmasının anlamsız olduğunu savunuyor ve patentler ve telif haklarına karşı çıkıyor. ‘Patentler resmi olarak verilmiş tekel haklarıdır. Hiçbir ürün veya fikrin tekeli olamaz. Hiçbir bireyin bilgiye ulaşmasının önüne engel konulamaz…!’ özetlediğim bu cümleler parti programından öne çıkan cümleler ve geçen haftaki kehanetimi destekler görünüyorlar. ‘Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!’ 

Peki, nasıl olacak? Bu soruya cevap vermeden önce, mevcut sistemin mantığını anlamak gerekir.  İnsanın yaratıcı düşünce gücü,  fikir ürünlerinin kaynağıdır. Her şeyin temelinde fikirler yatar. Bir yenilik önce düşüncede belirir. İnsana ve yaşama değer katacak şekilde, bu fikirlerin ifade edilmesiyle oluşturulan fikir ürünleri bir teknolojik buluş, bir edebi eser veya sinema film veya güzel bir anımıza eşlik eden bir müzik olarak hayatımızda yerini alır. Herkes yaratıcı düşünce sonrasında bir fikir ürünü üretemez.

Üretenler ve üretmeyenler arasındaki temel fark, altyapı ve yetkinliklere yapılan önceki yatırımları veya genetik farklılıklarıdır. Fikir ürünleri sosyal, ekonomik ve kültürel yapıya katkı sağlar ve değiştirir. Fikir ürünü üretenler ile üretmeyenler ve bunları yaşamlarında kullananlar arasındaki denge ve fikir ürünü üretenlerin korunarak özendirilmesi amacıyla fikir ürünü sahibinin haklarını koruyacak uluslar arası ve ulusal sistemler ve kurumlar oluşturulmuştur. Bu sistemlerdeki amaç fikir ürünlerinin diğer kişilerin yararlanmasına izin vermek ve haksız yararlanmalarını önlemek.

2000 li yılların başından itibaren başlayan açık sistemler veya açık inovasyon rüzgârı artık siyasileşiyor ve 2009’dan itibaren, fikri üreten ve yaşama katan, yaratıcı düşünce sahibi kişilerin hakları,  artık ciddi bir muhalefet ile tanışıyor. Dengeler bozuluyor ve yeni bir denge kurmak için mücadele başlıyor.

Bir sistemi değiştirmek için öncelikle, o sistemin altında yatan temel felsefi varsayımı değiştirmek gerekir. Mevcut sistemdeki temel varsayım; ‘Fikir ürünü üretenler ile üretmeyenler arasında dengesizlik korunmalıdır.’ Bu varsayım, kendi içinde haklıdır, çünkü fikir ürünü üretenler erişilmesi zor, zahmetli ve pahalı yatırımlar yapmışlardır. Fikir ürünü üretebilmek entelektüel ve yapısal bir birikim sonucu oluştu.

Bu birikim kolay ve bedava olmadı. Kıt kaynakların, sonsuz istekler arasında kullanımında akılcı, yapıcı, besleyici seçimler yapıldı. Kitleler seçimlerini hızlı tüketim yönünde kullanırken, fikir ürünü sahipleri geleceği değiştirecek, yaşamı kolaylaştıracak yeni fikirleri bulmak ve kitlelere sunmak için çalışmışlardır. Zaman zaman da sonuçsuz uğraşlara sebebiyet veren bu emeklerinin ürünlerini kitlelere sunarken hak talebinde bulunmuşlardı. Peki, şimdi değişen nedir?

Global ekonomi; uluslar, sistemler ve kitleler arasındaki duvarları yıktı. Sermaye, emek ve bilgi daha çok kişi tarafından erişilebilir oldu. 1990ların başında internetin önündeki engel içerik olarak görülürken, şimdi internet her şey için başvurulacak tek kaynak haline geldi. Yenilikçi fikir üretme ve sonrasında yenilikçi fikir ürünü üretme, artık bireysel gerçekleştirilebilecek bir eylem olmaktan çıkmış ve kolektif yaratıcılığa ihtiyaç doğdu. Yaratım süreci çok sayıda birbirinden çok farklı kültür ve birikimdeki insanlar eliyle, çok farklı zaman dilimleri içerisinde entegre biçimde gerçekleştirildiğinde; hakların paylaşımı imkansız hale geldi.

Kimin ne kadar emeğinin geçtiğini tespit etmek zorlaştığı için; hak sahipleri haklarından vazgeçer oldu. Bilgiyi ve ürünü yaratanlar, haklarından vazgeçince bilgi ve ürün bildiğimiz biçimdeki değer kavramını yitirdi. Yeni değer, erişim talebi yoğunluğu, sıklılığı veya reyting oranı oldu. O halde serbest dolaşımda bulunan ve bildiğimiz sistemdeki parasal karşılığı olmayan fikir ürünü sahibi geçimini nasıl sağlayacak?

Parasal değer olarak ifade edilemeyen fikir ürününü hangi değerle ifade edecek? Haklarını mevcut sistemler ile korumaya çalışsa bile korsanları zengin etme dışında bir şeye yaramayan gayretlerinin sonucunda; önünde iki seçenek kalır. İlki, yeni teknolojik veya sanatsal ürünü üretmekten vazgeçecek ve herkes gibi tüketici olacak ve tüketimi için gerekli yaşamsal ihtiyaçlarını karşılama zorunluluğunu aşmaya çalışacak. Birçok bilim adamı ve sanatçının küsmüş bir şekilde yaşamlarını idame ettirmeyi tercih etmeleri bunun bir sonucudur. İkincisi ve henüz daha net olarak bilmediğimiz ama insanlığın geleceği için yaratıcılığı ve üretkenliği koruyan diğer seçenektir.

Bu seçenek hakkındaki öngörüm; parasal olarak değer ifade etmese bile, korsanlar partisinin talebine cevap verecek şekilde fikir ürünün engelsiz ulaşım imkânı sağlansa da, ürün sahibi hakları başka bir formülle ürün sahibine ödenir. Bu formül, erişim talebi yoğunluğu veya sıklığı veya rayting oranı formülü. Serbest dolaşımda bulunan fikir ürününe erişim talebi yoğunluğu fikir ürünün değerini ifade eder. Değer paylaşımı da bu yoğunluk üzerinden gerçekleşecek. Bu değeri ölçen ve anladığımız biçimde ifade eden objektif yapılar kurulacak. İşte bu yapılar üzerinden kazanılan gelire fikir ürünü sahibi ortak olur.

Henüz ne fikir sahipleri ne de serbest erişimi sağlayan platformlar ne de sistem koyucular bu öngörüme hazır değildir. Ancak değişmeyen tek şey değişimdir, yaratılan değer tüketilir ve tüketilen şeyin bir bedeli vardır. Gelecek elbet bir gün gelecek.

     
Yorum Yaz
Ad Soyad :

Ad Soyad alanı boş bırakılamaz.
E-posta :

Girmiş olduğunuz e-posta adresi hatalı ya da eksik. Lütfen kontrol ediniz.
Başlık :

Başlık alanı boş bırakılamaz.
Yorum:

Yorum alanı boş bırakılamaz.
Ülkü Meserret Ersöz - 29 Aralık 2008
Fikri mülki haklar yazınızı da beğendim...

Hanımefendi, Yazı stiliniz artık son derece profesyonel. Fikirleriniz de öyle. Sizi önce düşünen bir insan olduğunuz için, sonra da yazan bir insan olduğunuz için tebrik ediyorum.

Gonca Telli Yamamoto - 30 Aralık 2008
Bu ne iştir? Hırsızlık korsanlık neredeyse moda!

Somali'de korsan'san kızını sana vermek istiyorlar. İsveç gibi en gelişmiş ve gelir düzeyi yüksek olan ülkelerde de korsanlar partisi kuruluyor. Dünyamız nereye gidiyor? Hırsızlara korsanlara yol açmak ne demek insanlarımız bu konular üzerinde düşünmeli ayrıca. Büyük emeklerle ortaya çıkarılan ürünler, hizmetler, fikirler herhangi bir değere kavuşmadan uçsun mu?

1 - 2 - 3 - 4 İleri >
 
kobi.milliyet.com.tr'de yer alan her türlü bilgi, haber vs., bu konularda hizmet alınan üçüncü kişi ve/veya kişilerden sağlanmakta olup Milliyet Gazetecilik A.Ş. tarafından mümkün olabildiğince güncel tutulmaya çalışılmıştır. Sayfamızda yer alan bilgiler ve bu bilgilerin doğrulukları tarafımızca hiçbir şekilde garanti edilmemektedir. Milliyet Gazetecilik A.Ş., bu sitede yayınlanan haberlerin ve yer alan bilgilerin eksik, yanıltıcı veya hatalı olmasından ve bu bilgilere güvenilmesi sonucu doğabilecek maddi zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz.