Uzun zamandan beri futbol sadece bir oyun değil, büyük bir endüstri. Bu endüstride futbolcular ve futbol kulüplerinin yanı sıra medya, sponsorlar, bahis şirketleri gibi birçok farklı oyuncu var. Ama yine de maçları (en azından) halen futbol takımları yapıyor. Futbol takımlarının her birinin ise kadro yapısı birbirinden farklı. Kimi yıldızlar topluluğuyken kimi takım oyununa inanan sade futbolculardan oluşuyor. Futbol uzmanı olmasam da başarılı bir takımda bu iki tip oyuncunun da dengeli olması gerektiğine inanıyorum. Defans, orta saha ve forvette bir-iki yıldız futbolcu ve takım oyununu sağlayan diğer futbolcular ile birçok maç kazanılabilir.
Sanayi şirketlerinde başarılı projeler gerçekleştirmek için de benzer bir durum söz konusu. Özellikle Ar-Ge anlamında henüz daha yolun başında olan ya da yeni yeni bir şeyler yapmayı deneyen şirketlerde bu konu daha anlamlı hale geliyor. Bu noktada şirketlerin Ar-Ge yapılanması kurarken atması gereken bazı kritik adımlar bulunuyor.
Daha önce yazılarımda belirttiğim strateji belirlenmesi, hedeflerin tayini gibi temel adımlardan sonra sıra ekibin ve fiziksel altyapının oluşturulmasına geliyor. Burada Ar-Ge departmanlarında görev alacak personel seçimi yapılırken bizim takip ettiğimiz stratejiye göre her firmanın boyutuna göre bir “altın oran” belirlenmesi gerekiyor. Orta büyüklükte bir şirkette bu oranın 1/30 olduğunu söyleyebilirim. Yani her 30 çalışana karşılık proje konusunda oldukça yetkin olan ve proje yönetim yeteneği gelişmiş bir mühendis istihdam edilmesi gerekiyor. Bu mühendisten ana beklentiler, yenilikçi projeler geliştirmek, projelerin geliştirme süreçlerini yönetmek ve ekibe teknik liderlik edebilmek.
Bu altın orandan yola çıkarak 100 kişilik istihdamı bulunan bir şirketin en az 3 yıldız Ar-Ge oyuncusunun olması gerektiğini söyleyebiliriz. Elbette bahsettiğim bu altın oran yüksek katma değerli projeleri, sürdürebilir bir şekilde üretmeyi hedefleyen şirketler için geçerli. Bununla birlikte ikinci bir altın oran ise 1/100 ile firma dışı teknik danışmanlık ihtiyacı. Bu oran görece olarak daha düşük seviyelere inebilse de artık 100 kişilik istihdam yaratan bir şirketin en azından 1 tane teknik danışman (akademisyen ya da bağımız danışman) bulması gerekiyor.
İnsan kaynağının yanı sıra fiziki altyapının stratejilere uygun şekilde kurulması da önemli bir husustur. Burada esas olan tek kullanımlık ya da verimsiz laboratuvar cihazlarına yatırım yapmak yerine sürekli fayda sağlayacak ve projelerde elzem olan cihazlara yatırım yapmaktır. Bu tür cihazlar ve Ar-Ge personeline yapılacak olan yatırımların maliyeti geliştirilecek olan Ar-Ge projelerinin TÜBİTAK gibi kurumlara sunulması ile yüksek oranda karşılanabilir. Bu nedenle uzun vadeli planlama yapabilen ve belirli oranlarda kadrosunda yıldız Ar-Ge’ciler barındıran şirketlerin yüksek kârlı projelere imza atacaklarına eminim.
Topun yuvarlak olduğu kadar Ar-Ge projelerinde de şans önemli bir etkendir. Ancak şirketlerin başarılı sonuçlar elde edebilmeleri için sadece rakiplerini değil aynı zamanda hakemleri de yenebilmeleri gerekiyor. Bu nedenle kadroyu oluştururken hem finansal destekleri kullanmalı hem de yıldız Ar-Ge’ciler ile takımın kaynaşmasına önem vermeliyiz.
www.etkindestek.com