Dersi verenin Müderris olduğu gibi. Cevherin anlamı; öz, kaynak, değer, maya… Cevher işlenip, kullanılabilir, işe yarar hale gelince mücevher oluyor. Yoksa durduğu yerde pek bir şey ifade etmiyor.
Mücevher de uygun ortamda kullanılınca, prestiji, algısı yükseliyor, kıymetleniyor. Değerini bilmezlerin, takacak yeri olmayanların elinde ise onun da pek önemi kalmıyor!
Mart ayında bir panelde konuşan Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu ABD Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’da çalışmış bir ‘’mücevher’’...
Babasının hastalığı yüzünden Türkiye’ye dönmek istemiş, ancak 370 gün akademik çalışma yapmak için iş arayıp, bulamayınca tekrar yurt dışına dönmeye karar vermiş…
Nobel tıp ödülü’ne de aday olan, NASA’da, bilim dünyasına adını duyuran Çiftçioğlu, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nü bitirmiş. Master ve doktorasını Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji’de tamamlamış. 1991’de doktora sonrası “Avrupa‘nın japonyası” sayılan Finlandiya‘da doçentlik unvanını alan ilk yabancı olmuş.
Kireçlenmeye neden olan Nanobakteriyi bulunca dünyanın her yerinden davetler, ödüller almış, Nobel Tıp Ödülü’ne aday gösterilmiş. Aynı mikrobu Mars‘ta keşfeden Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) onu birlikte çalışmaya çağırınca, ABD’nin kalbine girmeyi başaran tek Türk kadını olmuş.
Olmuş da canım ülkem onu takacak yer bulamamış, hatta mücevher olduğunu bile anlamamış!
Yaptığı sayısız başvurulardan birinde, bir devlet büyüğümüz Çiftçioğlu’na; ‘’Neva Hanım siz kaldırım taşı kadar kocaman bir elmassınız. Takabilmemiz için yüzük, kolye, bilezik falan olmanız lazım!’’
Geri dönmeye can atan bir anlamda sürgündeki mücevherlerimize takacak yer açıp, yeni iş alanları, iş çeşitliliği ve ekonomik canlanmaya yol vermemiz şart! Sürdürülebilir canlanma, güçlenme ‘alın-verin’ lerle olamaz! Tüm G leri kaçırdık, 4G’yi yakalayalım bari! Gelişelim de Gelecek Güzel Gelsin!