Barkan Bayboğan, BYCap Advisors şirketinde, Corporate Finance in Europe adli Hollanda orijinli kurumsal finans şirketinin Türkiye danışmanı olarak çalışıyor.
BYCap Advisors, kurumsal finans alanında, özellikle şirket birleşmeleri, satın almaları, borç ve proje finansmanı, şirket yeniden yapılandırmaları alanlarında danışmanlık hizmetleri veriyor. Şirket ayrıca hem yurtiçinde üretici firmalar ve ticaret firmaları, hem de yurtdışında belirli finansal kurumlara, fonlara danışmanlık ve aracılık yapıyor.
Şirketinizin kurulma sürecinden bahseder misiniz?
1998 yılından beri kurumsal bankacılık ve yatırım bankacılığı alanlarında yöneticilik yaptım ve önem verdiğim finansal kurumlarda çalıştım. Buna ilaveten ABD'de finans alanında yüksek lisans ve doktora çalışmaları yaptım. Yani bu alanda gerek eğitim gerekse danışmanlık faaliyetlerimi zaten aktif bir şekilde sürdürüyordum. Geçen süreçte danışmanlık işini kurum bazında yapmak istedim. Kendi ekibimle yola çıkmanın önemli olduğunu düşünerek, bir iş fizibilitesi yaptım ve yakın bir sure önce yola koyulduk.
Bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
Danışmanlık sektörü meşakkatli ve belirli zaman periyotları gerektiren bir sektör. Dolayısıyla Türkiye’de danışmanlık hâla lüks sayılabiliyor ve bazen de gereksiz bir hizmet sanatı olarak algılanabiliyor. Bu bağlamda, kurumsallık ve profesyonellik açısından eksik kalan müşteriler, danışmanlık yetkisi verme hususunda çekingenlik gösterebiliyor, yani karar verme mekanizmaları zayıf kalıyor.
Kuruluş aşamasında yardım alabileceğiniz kişi ya da kurum var mıydı? Bu dönemde nasıl yardımlar almak isterdiniz?
İşim gereği şu anda uluslararası finans kuruluşları ve danışmanlık şirketleriyle devamlı irtibat halindeyim. Bunun da ötesinde proje bazlı bazı uluslararası kuruluşlarla ''strategic alliance'' yapıyorum.
İşinizi sürdürürken en çok hangi alanlarda sıkıntı yaşıyorsunuz?
Firmalardan danışmanlık hususunda yetki belgesi almak ve retainer fee tahsil etmek, projenin zorluk derecesi veya firmanın kendi karakteristiği işimizde bizi zorlayabiliyor.
Sizce Türkiye’de kobilere yeterince önem veriliyor mu?
Bence şu anda Türkiye’de kobilere yeterince önem verilmiyor. Birçok katma değerin aslında kobiler tarafından istihdam bazında oluşturulduğu düşünüldüğünde kobilerin hak ettiği yerde bulunmadığını görüyoruz. Basel II süreci sonrası kobilerin çok farklı yerlere geleceklerine ve yeterli öneme sahibi olacaklarına inanıyorum.
Teşvikleri yeterli buluyor musunuz?
Teşviklerin şu anda yeterli olmadığını düşünüyorum.
Sektörünüzle ilgili olumlu gelişmeleri ve sıkıntıları anlatır mısınız?
Kurumsal finans ve yatırım bankacılığı alanlarında gerçekleştirilen danışmanlık hizmetleri sayesinde, son birkaç yılda yabancı sermayenin Türkiye’ye olan ilgisi ve buna bağlı olarak da reel yatırımları arttı. 2008 yılında da 15–20 milyar dolar civarında doğrudan sermaye yatırımı bekleniyor. Dolayısıyla şirket evlilikleri, özelleştirmeler gibi konularda danışmanlık hizmetlerinin de on plana çıkması bu dönemde kaçınılmazdır.















'Desteğe İhtiyacımız Olduğu Unutulmamalı'
Röportaj
"Patent ofisleri herkesi bilgilendirdi"
“Otomotiv sektörünün öncülerinden olmayı hedefliyoruz”
“Helezon’dayız, bekliyoruz”