Röportaj
Şirketinizin kurulma sürecinden bahseder misiniz?
Şirketimiz ticaret hayatına 2005 yılının kasım ayında gerçek kişi olarak başladı. Kısa sürede yakın çevresinde tanınarak müşteri portföyünü hızla geliştirdi. Müşterilerine, danışmanlık konuları kapsamında sunduğu çözümler; şirketin büyümesine vesile oldu. 2008 yılının ocak ayında tüzel kişilik kazanıldı ve T-ARGE Danışmanlık İletişim Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanı kullanılmaya başlandı. Şirketimiz, tescilli markası olan Türk Arge ismi ile hizmetlerine devam etmektedir.
Bu süreçte ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
Herşeyden önce ticaretle uğraşan insanlarımız danışmanlık konularına harcanan paraya karşı daha hassas durumdaydılar. Danışmanların yaptıkları işleri kendilerinin de yapabileceklerini düşünerek kendilerince "gereksiz masraflar" dan kurtulma düşüncesindeydiler. Onların bu düşünceleri diğer meslektaşlarımız gibi bizi de zor duruma düşürdü zaman zaman. Ancak zamanla firmaların danışmanlık hizmeti satın almaya başlamasıyla, işlerin profesyonelce yapılması durumunda sağlanan avantajlar anlaşıldı ve danışmanlığın gereksiz olduğu anlayışı yavaş yavaş kaybolmaya başladı.
Kuruluş aşamasında yardım alabileceğiniz kişi ya da kurum var mıydı? Bu dönemde nasıl yardımlar almak isterdiniz?
Bizim sektörümüzün ana sermayesi bilgidir. Bu anlamda kuruluş aşamasında maddi bir desteğe ihtiyaç duymadık. Ancak eğitim konusunda desteğe ihtiyacımız oldu. Bu konudaki desteği de bulduk ve kullandık. Yalnız bizce herşenden önemli olan kişinin içindeki öğrenme isteğidir. Bir danışmanda olması gereken esas vasıf budur. Bir danışman, bilgilerini sürekli güncel tutmalıdır. Bu da ancak sürekli öğrenme isteği ile olur. Eğer bu yoksa; kim, hangi konularda, ne kadar destek olursa olsun kişi danışman olamaz.
İşinizi sürdürürken en çok hangi alanlarda sıkıntı yaşıyorsunuz?
Sektörümüzün yaşadığı sıkıntılardan nasibimizi aldığımızı söylemek mümkün. Bazen bazı firmalar danışmanlara sihirli bir değnek gözüyle bakıyor. "Bir danışman gelecek, ücretini ödeyeceğiz, biz hiçbirşeye karışmayacağız ve herşey yoluna girecek" anlayışı zaman zaman karşılaştığımız bir sorun. Bu tarz firmalara şunu söylüyoruz: Hiç kimse sizin firmanızı sizden daha iyi tanıyamaz. Bu nedenle eğer birşeyler düzelecekse bunda en büyük katkıyı sizin yapmanız gerekiyor.
Sizce Türkiye’de kobilere yeterince önem veriliyor mu?
Aslında kobilere yapılan destekler, bizim danışmanlık konularımızdan biri. Bu nedenle yakından takip ediyoruz. Ülkemizde kobilerin ciddi sıkıntıları olduğu bilinen bir gerçek. Bu anlamda yeterince desteklenmediklerini söylemek mümkün. Ancak tüm dünya gibi ülkemizin de içinde bulunduğu ekonomik kriz, bu konuda bazı tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmıştır. Buna istinaden kobilelerin desteklenmesi hususunda bazı yasal düzenlemelerin hazırlandığını biliyoruz. Yakında kobilere verilecek destekler şekillenecek. İlerleyen süreçte kobilerin yeterince destekleneceğini ümit ediyoruz.
Teşvikleri yeterli buluyor musunuz?
Biraz önce bahsettiğim yasal düzenlemeler, teşvikleri de kapsıyor. Teşvikleri de şuan için yeterli görmek mümkün değil. Ancak ilerleyen süreçte teşvikler konusunda sağlanacak gelişmelerin yeterli olup olmayacağını hep birlikte bekleyip göreceğiz.
Sektörünüzle ilgili olumlu gelişmeleri ve sıkıntıları anlatır mısınız?
Bilindiği gibi danışmanlık, hizmet sektörünün bir koludur. daha önce danışmanların bazı sıkıntılarına değindim. Ancak bunun dışında hizmet sektörünün de bazı sıkıntıları mevcut. Özellikle Avrupa ülkelerine oranla ciddi bir anlayış problemimizin olduğunu söyleyebilirim. Fakat geçmişe dönüp bakıldığında zamanla bu anlayışın geliştiğini ve iyileştiğini söyleyebilirim. Bu da problemlerin zamanla çözüleceği konusunda sinyaller veriyor.
Eklemek istedikleriniz















'Desteğe İhtiyacımız Olduğu Unutulmamalı'
"Patent ofisleri herkesi bilgilendirdi"
“Otomotiv sektörünün öncülerinden olmayı hedefliyoruz”
Geri dönüşüm sektörü "hurdacı" kimliğinden sıyrılıyor
“Helezon’dayız, bekliyoruz”