1983 yılından bu yana fikri mülkiyet hakkında firmalara danışmanlık hizmeti veren Destek Patent, sektördeki liderliğini koruyan en başarılı firmalardan biri. Destek Patent’in dününü, bugününü, Türkiye’nin markalaşma ve patent sürecini Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Marka ve Patent Vekilleri Sektör Meclisi Başkanı Kemal Yamankaradeniz ile konuştuk.
Türkiye’de marka patent konusunda korunmanın ve uygulamanın çok zayıf olduğu yıllarda kurulan Destek Patent, zamanın zorlu koşullarına rağmen günümüze kadar hızlı ve istikrarlı başarısını sürdürdü. Yaptıkları işin ne denli ciddi ve önemli olduğunu firmalara anlatmakla işe başlayan Destek Patent, iş dünyasına bu işin gerekliliğini anlatma misyonu üstlenmiş. Ta ki 1994 yılına kadar.
1994 yılında Türkiye’de yeni bir dönemin başladığını ifade eden Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, o yılları şöyle anlatıyor: “Gümrük Birliği içerisinde gerekli olan şartların o zamanki hükümetin öncelikleri arasına girmesi ve yine aynı yıl Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı’nın kurulması Türkiye’yi yepyeni bir sürece soktu. Markalar ve patentler konusunda yapılan yeni düzenlemeler bir yıl sürdü. 27 Haziran 1995’te Türkiye’de yepyeni bir sayfa açıldı ve bu olay gerçekten Avrupa Birliği’ne tam uyum sağlayan bir yapıda kuruldu.
Markaların, patentlerin, tasarımların korunmasına ilişkin kanun hükmünde maddeler hazırlandı. Peş peşe yayınlandı. Tabiî ki bu hukuki yapıdan sonra birde bunun mahkemeler ile ilgili süreci yapılması lazımdı.1995’in Kasım ayında hem hukuk hem de ceza ve hukuk mahkemelerinde sınaî haklara ilişkin düzenlemeler yapıldı. Böylece sistem bütünlüğünü sağlamış oldu. Aslında burada Türkiye’de yeniliklerin korunmasına ilişkin kısır bir döngü olan yapıyı devlet kanadı güçlendirmiş oldu. Taklitçiliğin önüne geçilmiş oldu. Ve bununla ciddi bir savaş olacağı duyuruldu.”
"TÜRKİYE BİR TAKLİT CENNETİYDİ"
Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, Türkiye’nin 1995 yılından önce bir taklit cenneti olduğunu söylüyor. “O dönem kararnamelerle birlikte ciddi cezalar uygulanacağı açıklandı. Bu açıklamalar da taklitçi kesimin önünü kesmiş oldu. Türkiye açısından imaj kirliliğine yol açan bu taklitçi gelenek, yabancı sermayeyi de ürkütüyordu. Bu düzenlemeler hem yabancı sermayenin önünü açtı hem de Türkiye’nin imajı açısından büyük olumlu gelişmeler oldu.”diye konuştu.
Ar-Ge çalışmalarına çok daha fazla ağırlık verilmesi gerektiği konusuna da değinen Yamankaradeniz, bu çalışmalar yapılmazsa yenilik olmayacağını da vurguladı. "Yenilik üretme sürecinde sıkıntı yaşıyoruz. Markalaşmada Türkiye ciddi bir çaba ortaya koydu. Özellikle son 10 yılda Türkiye’de 15 bin adet olan marka başvurusu bugün 71 bine çıktı. Bu da Türk sanayicisinin markalaşmaya önem verdiğini gösterdi. Türkiye’nin fason üretimle, taklitle bir yere gelemeyeceğini anladılar." diye konuştu.
2007 yılında Türk Patent Enstitüsü’ne yapılan toplam 8 bin 251 patent ve faydalı model başvurusunun bin 190 tanesi Destek Patent tarafından gerçekleştirildi. Kuruluşun yaptığı toplam marka başvuru sayısı ise 7 bin 524’ü buldu. 2007 yılında toplam marka başvurularının yarısından fazlası vekilli olarak gerçekleştirildi.
"200 BİN İŞLETME 7 BİN PATENT"
Patent konusunda Türkiye’nin ne durumda olduğunu sorduğumuz Kemal Yamankaradeniz, patent konusunda sıkıntılar yaşandığını söyledi. “Patent konusunda büyük sıkıntılar var. Bunu aşmak için de Türk şirketlerinin Ar-Ge anlayışını değiştirmemiz gerekiyor. 200 bin civarında sanayi işletmesinin ortaya koyabildiği patent sayısı 1000 civarında. Ayrıca da 6 bin adet de küçük buluşların korunduğu payda var.
Toplamda 7 bin buluş ortaya çıktı. Bu bir sorunun işaretidir. Biz buluş yapmayı beceremiyoruz. Firmaların işçisinden, genel müdürüne kadar yenilik yapma anlayışı içerisinde olması lazım. Yenilik yapmak sadece Ar-Ge’nin işi değil. Bunun genel bir çalışma ile yapılması lazım. Biz bunun için sonuç üretebilen Ar-Ge’ler oluşturma konusunda mesajlar veriyoruz. Mesela, şirketler kriz dönemine girdiklerinde, Ar-Ge’lerin mevcudiyetlerini sorgulamaya başlıyorlar. Hemen bu çalışmalara ya ara veriyorlar ya da bütçelerini kısıyorlar. Hâlbuki kriz ortamında bu çalışmalara daha fazla yönelmek lazım.”
UZMANLARDAN FİRMALARA PROFESYONEL DESTEK
Destek Patent, çalışmalarını 200 kişilik bir ekip ile sürdürüyor. Hafta sonu çeşitli şubelerde takım çalışanlarına teknik bilgiler veren Destek Patent, motivasyon, ilişki yönetimi gibi eğitimler ile çalışanlarının hafta sonlarını eğitimle geçirmelerini sağlıyor. Destek Patent’in Ar-Ge konusunda, danışmanı olduğu şirketlere özel bir takım ürünleri bulunuyor. Şirketlere sektörlerine göre üretilen patentler hakkında bilgi veren Destek Patent, bu patentlerin nerede oluştuğu, nereden üretildiği hakkında bilgiler vererek, Ar-Ge’lerin önünü açmaya çalışıyor.
Oluşturduğu uzman bir ekip halinde çalışan Destek Patent, firmalarına patent konusunda, ya da marka ve patent benzerliği durumunda alınabilecek cezalar hakkında bile bilgilendirme yapıyor. Sanayiciler ve yöneticilere danışmanlık yapan bir ekipten oluşan Teknoprofil ekibi ise, müşterilerine yeni bir yol haritası çizmeye çalışıyor. Sanayicileri desteklemek ve teknolojik danışmanlıklarını yapmak için sürekli yeni ürünler üreten Destek Patent, PATSİS adı altında yeni bir ürünü de müşterilerinin hizmetine sundu.
Teknoprofilin geliştirilmiş bir versiyonu olan PATSİS’te, Destek Patent’in uzman ekibi firmaların içine girerek, şirket çalışanlarıyla birlikte ortalama 6 aylık bir işbirliği yürütüyor. Yenilik nasıl üretilir metodolojisi üzerine çalışan ekip, firmalara yeni bir yol haritası çizmiş olarak görevini tamamlıyor. Destek Patent’in bu hizmetinden her firma faydalanabiliyor. Ancak bu hizmeti alabilmek için yabancı dil bilen personel ve bu sisteme inanmış bir firma olması gerekiyor.
"DÜNYADA TASARIMLA ÖNE ÇIKAMIYORUZ"
Marka ve patentten sonra en önemli konunun tasarım olduğunu söyleyen Kemal Yamankaradeniz, tasarımın Türk sanayicisinin en çok yararlanması gereken enstrümanlar arasında olduğunu söylüyor. Türkiye’nin tasarımının aslında üretilmiş olan bölümlerin dış bölümlerinin değiştirilmesiyle, pazardaki yer alış biçimini değiştirmeye yönelik çalışmalardan oluştuğunu söyleyen Yamankaradeniz, Türkiye’de tasarımcı anlamında sıkıntı olduğunu da sözlerine ekliyor.
"Dünyada tasarımları ile öne çıkmış tasarım ürünümüz yok. Bugün mobilya dediğimizde hala İtalyan mobilyadan söz ediyoruz. Bu konuda yetişmiş iş gücüne ihtiyacımız var. Bunun için de eğitim kurumlarının devreye girmesi lazım. Buna göre çalışmalarımız 7 aydır hızla devam ediyor. Tasarımların korunması da son derece önemli bir anlam ifade ediyor."
"KİMSE MORALİNİ BOZMASIN"
Son yıllarda Çin’in tehlike oluşturup oluşturmadığı konusundaki tartışmalar hakkında ne düşündüğünü sorduğumuz Kemal Yamankaradeniz Çin’in bizim için daha büyük bir tehlike olacağı kanaatinde. “Onlar bugüne kadar kalitesiz ürünler üretmeleriyle gündemde oldular ama tahmin ediyorum ki 5 yıl içerisinde çok daha kaliteli ürünler üretmeye başlayacaklar. Yılda 15 milyar dolar Ar-Ge için bütçe ayıran bir ülkeden bahsediyoruz. Bizdeki bütçe ise 1,2 milyar dolar. Teknolojik açıdan ve tasarımları ile güçlenecekler.
Bu güçlerini ticari pastaları ile birleştirdikleri zaman sonuçlarını alacaklar. 5 sene önce 50 bin civarında olan patent potansiyellerini bugün 200 bine çıkardılar. Demek istediğim şu ki; kim daha fazla harcama yaparsa bunun sonuçlarını alacak. Türk sanayicilerine söylemek istediğim şey; kimsenin moralini bozmasına gerek yok çünkü biz üretim kültürüne sahibiz. Sadece yenilik yapma konusunu ilerlettiğimizde, sorunlarımız çözülecektir. Sadece kendimizi düzenlemeye ve anlayış değişikliğine ihtiyacımız var. Bunu da sadece parayla çözemeyiz. İnanca da ihtiyacımız var. İnsanlar “Ben yapacağım veya yapabilirim” demeliler.”
"TÜRK SANAYİCİSİNİN KENDİNE ÖZGÜVENİ YOK"
Destek Patent olarak bugüne kadar 10 binin üzerinde firmayı ziyaret ettiklerini söyleyen Yamankaradeniz, bu ziyaretler sonucunda Türk sanayisinin kendine olan özgüveninde bir sorun olduğu kanısına varmış. Büyük sanayicilerin başaramadığı pek çok şeyi başarabilen pek çok kobimizin olduğunu da söyleyen Kemal Bey, firmaların kendisine yararlarını fark etmediği için tescil almadığını da sözlerine ekliyor.
2008’DE HIZ KESMEDEN DEVAM ETMELİYİZ
2004 yılından itibaren patent başvuru sayısında yüzde yüze varan bir artış olduğunu söyleyen Kemal Yamankaradeniz 2008 yılından beklentilerini şöyle açıklıyor: “2008 yılında gerçekten dünyada daralan piyasalara rağmen patent sayısında hızlı bir artış gözleniyor. 2004 yılına kadar ortalama 800 bin civarındayken 1,6 milyon patent başvurusu yapıldı. Buradan çıkan anlam şu daralan pazarlarda artık herkes farklılaşarak ürünlerini ortaya çıkarmaya çalışıyor. Bu farklılaşma ile kendi bulunduğu pazarı genişletme rekabeti içinde. Türk sanayicisi kendine yeni bir yol haritası çizmek zorunda, o harita da onları patente götürecek. Dolayısıyla 2008 yılında beklentilerimiz piyasaların, yine aynı şekilde ürün çeşitliliğinden dolayı daralma yaşayacağını tahmin ediyorum. Ama yenilik yapan firmaların hiçbir zaman geri gitmeyeceğini, hep daha ileri gideceğini söylüyorum. Onun için Türk sanayicileri için söyleyeceğim husus hem marka hem patent ve tasarım alanında çalışmalarını hız kesmeden sürdürmeleri.”
"TOBB MESLEK YASASI ÇIKARTMAK İSTİYORUZ"
TOBB Marka ve Patent Vekilleri Sektör Meclisi Başkanlığı görevini de üstlenen Kemal Yamankaradeniz, başkanlığı süresince yapmak istediklerini ise şöyle anlatıyor; “Biz uzun bir süre marka patent vekillerini bir ara getirmek için uğraştık ve bu yıl bunu başardık. Bunun mutluluğunu yaşıyoruz. Bu konuda bize destek veren Türkiye Odalar Borsalar Birliği yetkililerine teşekkür ediyoruz. Onların çatısı altında kurulmak marka ve patent vekilleri adına bizlere güç verecek. Biz iş dünyasına hizmet veren kuruşlarız. Marka patent yetkilileriyle meslek yasasının çıkarılması için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteğini isteyeceğiz. Patent ve marka vekilliğinin tanımını yapıldığı ve şartların yazılı olduğu bir kanunun çıkarılması için çalışacağız. 2008 yılı içerisinde patent ve marka vekilliği ile ilgili bütün iş dünyasına standartlarımızı belirten bir duyuru yapmayı düşünüyoruz. Patent ve marka vekilliğine inançlarını ve güvenini sağlamak için seminerler, sempozyumlar düzenleyeceğiz. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin yapmış olduğu fuarlarda, buralarda konuşmacı olarak yer alacağım. Bu fuarlarda mesleğimizi daha yüksek sesle anlatabilme imkanını bulabileceğimi sanıyorum.”
Haber: Yelda Akgün














Samsun Marka Yaratma Yolunda
Edirne Ciğeri Markalaşma Yolunda
Türkiye'de Markalaşma Sorunu
Ödüllü Likya Şarapları
Müşterilerimiz, “uzun yol arkadaşlarımız”