Gaziantep’te ilkokul yıllarında okul harçlığı fıstıklı baklava almaya yetmediği için baklava kırıntısı yiyen 48 yaşındaki Tahir Tekin Öztan, 13 yaşında atıldığı ticaret hayatında, 35 yılda İstanbul ve Gaziantep’te 8 tesislik restoranlar zincirinin sahibi oldu.
Bir fabrika işçisinin 5 çocuğundan birisi olan ve ilkokul eğitimini sürdürürken derslerinden arta kalan zamanda çeşitli işyerlerinde çıraklık yaparak para kazanmaya başlayan Tahir Tekin Öztan, bugün İstanbul Caddebostan’da 240, Acıbadem’de 140, Suadiye’de 200, Carrefour’da 230, Vega’da bin 500, Sorti’de 150, Bostancı’da 570 ve Gaziantep Şirehanı’nda bin 500 kişilik Sahan Restaurant zincirinin işletmesini yürütüyor. ‘Ne kadar risk, o kadar başarı’ sözlerini iş yaşamında düstur edinen Tahir Tekin Öztan, memleketi Gaziantep’e vefa borcunu ödemek adına tarihi Yemişhanı’nı restore ettirip butik otel olarak turizme kazandırmayı amaçlıyor.
İlkokul yıllarında harçlığıyla ancak baklava kırıntısı yiyebildiğini anlatan Öztan, “Arkadaşlarımın günlük harçlığı 1 liraydı. Benim ise 2 günde bir 25 kuruştu. Onlar fıstıklı baklava yerken, ben param yetişmediği için kırıntı baklavayı tercih ediyordum. Arkadaşlarıma da, ‘Baklavanın fıstıklı kısmı bana ağır geliyor. Bu daha hafif’ diyordum. Sonra arkadaşlarım da benim gibi kırıntı yemeye başladı. 13 yaşında eniştemin kebapçı dükkânında çalışmaya başladım. Burada çalışırken kazandığım parayla haftada bir Cumhuriyet altını alıp, ablama vererek birikim yapmaya başladım. Birikimim 3 milyon lirayı bulunca da kendi dükkânımı açmaya karar verdim” dedi.
9 EL DEĞİŞTİREN KEBAPÇIYLA SERÜVEN
Kebapçı için Plaj Yolu’nda bulunan, 9 kez el değiştiren bir işyerini tercih ettiğini kaydeden ve herkesin ‘İş yapmaz’ denilen Caddebostan Sahan’ı 3 milyon liraya kurarak iş hayatına atıldığını anlatan Tahir Tekin Öztan, “Plaj Yolu’ndaki bu restoranda 2 yıl boyunca, 11 masalı o işyerinde kendim hem döner, hem kebap ustalığı yaptım. Böylelikle iki işçinin yevmiyesi cebimde kaldı. Herkesin iş yapmayacağını söylediği o kebapçıda iyi iş yapıp, borçlarımı ödedim” diye konuştu. Hilesiz ve sistemli çalışmasına ek olarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek bu sektörde ilk kez bulaşık makinesi, bardak yıkama makinesi ve fotoselli musluk ile otomatik kapı kullanmaya başladığını söyleyen Öztan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hayal etmek lazım, hayal etmeden hiçbir şeyin sahibi olamazsınız. Ben 2003’te Vega Sahan’ı kurarken tüm birikimleri yatırdım. Endişeliydim, çünkü herkes ‘Batacaksın’ diyordu. Meşhur Buhara Kebapçısı bile burada dikiş tutturamamıştı. Ben de batarsam bu işi bırakıp sektör değiştirmeyi gözüme kestirdim. Ama şunu düşündüm. Eğer ben 1970’den bu yana insanlara verdiğim hizmetle güveni sağlayamamışsam bırakın batayım. Demek ki ben bu işi yapamamışım. Ve şu anda olduğu gibi o zamanda da ‘Güneş herkese eşit doğuyor. Herkesin şansı eşit dağıtılmıştır. Başarılı olabilmek için riske girmek önemlidir’ deyip risk aldım. 300 bin dolarım vardı, 1 milyon 200 bin dolar borca girdim ve 1500 kişilik Vega Sahan’ı kurdum.”
DOĞU BİTERSE, BATI DA BİTER
İşyerlerinde hijyenin vazgeçilmez olduğunu ifade eden Öztan, Gaziantep’te yaklaşık 10 milyon dolar harcayarak kurduğu Sahan Şirehanı’nı, doğduğu topraklara olan vefasının geri dönüşümü olduğunu vurguladı. Gaziantep mutfağının yozlaşmaya başladığını gördüğünü kaydeden Tahir Tekin Öztan, şunları söyledi:
“Yemek Gaziantep için bir kültürdür. Bu kültürün yok edilmesine gönlüm razı olmadığı için Sahan Şirehanı’nı kurdum. Ben bu parayı zor kazandım. Kazandığımı miras değil, eser olarak bırakmak için çırpınıyorum. Türkiye’de Batı’dan Doğu’ya gelen ilk adam benim. Çünkü bir gün Doğu biterse Batı malını satacak adam bulamayacak. Herkes kazandığı paranın yüzde 10’unu kendi mesleğine harcasa sorunlar ortadan kalkar. Bu arada herkes işini iyi yapmalı. Kimse, ’Ben lezzetli yapıyorum’ diye övünmemeli. Çünkü parayla mal satıyorsan en iyisini zaten yapmak zorundasın."
Sahan’ın tüm restoranlarının mutfaklarının her an müşterilerine açık olduğunu kaydeden Öztan, şöyle dedi:
“Bazıları ‘Orası bizim yatak odamız göremezsiniz’ diyor. Yanlış, yatak odası da olsa müşteri oraya girer. Çünkü insan ne yediğini, yediklerinin hangi ortamda hazırlandığını bilmek zorunda. Eğer bunu saklıyorsan, demek ki korktuğun, göstermek istemediğin bir şeyler vardır. Ben mutfağımı niye saklayayım ki.”















İş Kadınları Yurt Dışına Açılıyor
Girişimci Almancılar
Yenilikçi KOBİ Krizi Fırsata Çevirdi
Gerçek Girişimcileri Bekliyorlar
Kadın Girişimcilere Uluslararası Destek